"Ölen insan mıdır,ondan kalacak şey ; Eseri
Bir eşek göçtü mü, ondan da nihayet; Semeri"
Ülke siyasetinden kimler geldi geçti! Kiminin kaldı semeri, Kiminin kaldı dünya tarihine eseri.
Hukuk,adalet, demokrasi, Cumhuriyet güzel şey amma bilmem nerde bunun temeli.
Yazımın başında yazmış olduğum beyit’in ilk iki mısrası milli şair M.Akif’in kitabından alıntıdır. Diğer iki satırı ise Türkiye’nin siyasi ortamından uyarlama.
Kulağa hoş gelir, ’Türkiye Cumhuriyeti Demokratik, Sosyal bir Hukuk Devletidir'. Fakat ne sosyalliğini yaşayabilen ne de demokrasiden memnun kalan vardır bu ülkede.Ya biz bu kelimelerin anlamını büyütüyoruz. Ya da bu kavramlar sadece bir hayal.
Bu ülkede hiçbir zaman eşitlik olmamıştır. Ama her zaman denge esas olmuştur. Örneğin;
Bir sizden bir bizden, şimdi sana sonra bana, Elbet bize de sıra gelir,Bu devran döner,derviş dervişe falan filan.
Yani anlayacağınız hep keşik koşmuşuz.Ve sonunda zurnanın zırt dediği yere gelmişiz.
PKK olayları,ekonomik kriz,IMF,YÖK,DGM falan derken açılımı kucağımızda buluverdik. Ardından kabakulak(telekulak) skandalı falan. Fakat benim anlayamadığım durum, başkası dinlenirken sorun yok da neden kendin dinlendiğinde kıyamet koparıyorsun.Sen devlet adamısın bırak dinlesinler, dinlesinler de ne mert adam desinler. Ama mert değil de namert derlerse o zaman sorun sende. Seni dinleten karın değil ki boşanmak için kanıt arasın. Seni dinleyen devlet. Yani başarılı olduğunda ödüllendirecek, başarısız olduğunda yargılayacak devlet. Bence TRT yeni bir yayın başlatsın kimden neyi dinlemişlerse takdiri de eleştiriyi de halk versin.
Bunlar hepimizin bıkmadan usanmadan her akşam haberlerde seyrettiğimiz renkli konular.Beni kaygılandıran ise insanların açlık ve sefalet noktasına geldiği günümüzde ekonomi ve kalkınmayı değil de bu konuları konuşuyor olması.
Sokaklar 1 lira için adam öldürenlerle, ekonomik özgürlüğü olmadığı için illegal yollara sapanlarla, ekmek parası için evini yurdunu terk edenlerle, tanesini 20 TL ye Molotof atan gençlerle dolu. Çocuğu sabah harçlık istemesin diye sabah erkenden evden çıkanlarla dolu.Kredi kartını ödeyemediği için kapısına haciz gelen çaresizlerle dolu.
Bu kadar hazin bir durumla karşı karşıya iken açılım-saçılım bize lüks.
Açılım için kalkan eller neden bölgelerinin kalkınması için yerinden oynamaz?
Gazete de bir haber okudum. Sinop cezaevi tekstil atölyesi kurmuş ve 2010 yılı sonuna kadar yoğunluktan sipariş alamıyor. Ve bu çalışma 6 yıl öncesine dayanıyor. Ve bu çalışmayı vücuda getirenleri kutluyorum.
Cezaevinde mahkum olanlar buradan geçimini sağlıyor. En azından Sinop cezaevinde bulunanlar. Dağdan inenler 1500 usd maaşla güney doğu boru hattında iş bulabiliyor. Gerze’mizde, Sinop ilimizde ve ülkemizde ise hiçbir suça karışmamış binlerce insan iş bulamıyor.
Çelişki de burada başlıyor.Yani insanlar size ihtiyaçlarını suç işleyerek,dağa çıkarak mı göstermeli?
Yetkililere seslenmek istiyorum.
Eleştirmekten ve eleştirilmekten korkmayınız.
Yeri geldiğinde açılım için harcadığınız mesainin karşılığını bölgenize iş aş olarak isteyiniz.
Hukuk,adalet, demokrasi ancak karnını doyuran toplumlarda geçerlidir.
Sinop Belediye Başkanı Baki Ergül'ün icraatlarından memnun musunuz? (Aynı IP'den kullanılan oylar iptal edilmektedir)