Aylar geçti, günler birbirini kovaladı. Ve ben Gerze’yi özlüyorum. İstanbul’un en ücra noktasının, sıkıntılı, kirli havalarının buhranında ! Şu an orada “DEVRİM” yazan fenerimin dibinde uyukluyor olabilirdim oysa..Ne anlamlı olurdu da üstelik, siz ne derseniz deyin !..ODTÜ’nin stadı bile halt ederdi o yazının gölgesinde, siz ne anlatırsanız anlatın!..
Evet, yazın en sıcağında orada onun havasını soluyordum ben, beyaz balinamın kart postalları sıkıntısız, tasasız, oldukça gülümserdi üstelik. Özlüyorum Gerze’yi, çünkü biliyorum ki Gerze yapayalnız ama onurlu bir kasabadır rüyalarımda. Kimsecikler bilmez belki de, duymaz adımlarını sen oraya ilerlerken her yaz. Ama sen orada sen olursun, sen olduğuna inanırsın, gülümser ve bazen de içerlersin hayatın can damarlarına. İçimden böyle şeyler yazmak geliyor, kim bilir, belki bu satırlarla ben şu an Gerze’ ye ulaşacağım, kanatlı su perilerine Bedre’de parmak uçlarımla dokunacağım!
Aklıma çok güzel bir şairin şu çok güzel dizeleri geliyor şimdi.
18 ARALIK
18 Aralık 1985'te o salonda
Kişi nasıl kestirebilirdi ileriyi?
Siz, kazıbilimler, alınyazısıbilimler,
Geçsin yıllar geçsin, seneler gibi.
Olur mu anımsamamak Onaltıncı Louis' yi
14 Temmuz 1789 akşamı, Louis,
Şöyle yazmamış mıydı defterine:
'Bugün kayda değer bir şey yok..'
'Kehanet' adlı kısacık bir şiir buldum
Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.
Cemal Süreya yazmış bu güzelim dizeleri bilir misiniz? Asıl adı Cemalettin Seber olan bir şairdir Süreya..Ve Ülkü Tamer onun için şunları söylemiştir sonrasında: “Tanrı Bin birinci gece şairi yarattı, Bin ikinci gece Cemal' i, Bin üçüncü gece şiir okudu Tanrı, Başa döndü sonra, Kadını yeniden yarattı.”
Ne de güzel demiş, ne anlamlı değil mi?...
Ben mi ne yapıyorum şu an? İstanbul’ da Beşiktaş’ ta bir sahil kenarındayım belki de, çay içiyorum sessizce. Martılar çığlık çığlığa onun adını bağırıyorlar ve ben selam duruyorum sadece ve sadece…
Gerze’ me..
Sinop Belediye Başkanı Baki Ergül'ün icraatlarından memnun musunuz? (Aynı IP'den kullanılan oylar iptal edilmektedir)