Kapat

Sinop Alaaddin Camii

Anasayfa
Genel Sinop Alaaddin Camii
Sinop Alaaddin Camii

Yapıdan adını alan Camii Kebir mahallesinde bulunan cami, Ulu Cami adından başka Büyük Cami ve Alaeddin Camii isimleriyle de anılmaktadır.

Sinop Ulu Camii’nin inşasına Anadolu Selçuklu Sultanı I. Alaeddin Keykubad tarafından 1214 yılında başlandığı ve Anadolu Selçuklu Veziri Muinüddin Süleyman Pervane tarafından 1267 yılında tamamlandığı bilinmektedir.

Camiin tarihî süreç içerisinde genişletme ve onarımlar gördüğü bilinmektedir. Cami, Candaroğlu Beyi Kötürüm Bayezid tarafından 1385 yılında genişletilmiş ve 19. yüzyılda da onarım görmüştür. Bahsedilen genişletme ve onarımlarla yapı orjinalinden uzaklaşmıştır. 

SELÇUKLU TARZI MİHRAP

Orijinal minarelerinin ne zaman yıkıldığı bilinmeyen caminin kuzey avlu duvarı ortasındaki minaresi de sonradan eklenmiştir.  Caminin ön plana çıkan elamanlarından olan mihrap mermerden yapılmış olup, Selçuklu tarzı süslemelere sahiptir.

Bordürlerindeki kabartma zencirek motifleri, Candaroğulları tarafından yaptırılan diğer camilerin mihraplarında da görülmektedir. Evliya Çelebi’nin hayranlıkla anlattığı minberin 1853 yılında camiin kubbesinin çökmesiyle parçalandığı belirtilmektedir.

Minberin bazı parçaları, İstanbul Çinili Köşk’e götürülmüştür. Caminin günümüzdeki minberi 19. yüzyılda ahşaptan yapılmıştır. En son 2009 yılında onarım görmüştür. Avlunun kuzeydoğu köşesinde Candaroğulları/İsfendiyaroğulları’na ait 11 adet sanduka bulunan Candaroğulları Türbesi yer almaktadır. 

GÜNAHLARDAN ARINAYIM DERKEN CEHENNEME GiTMEYESiN! 

Ramazan-ı Şerif Ayı, günahlardan arınma ayıdır.  Öyle bilir, öyle inanırız… 
Süslümanlar, bizden daha çok iştahla inanırlar bu ayın arınma ayı olduğuna… 
Şeytanlar bu ayda bağlanır, hem zincirlerle… Meydan senin artık ey Süslüman!.. 
Hergün serpme bir kahvaltı sofrasında sahur!.. 
Mutlu ve biraz da gururlu bir psikolojiyle sabah namazını eda!.. 
Akşam mükellef bir iftar sofrası; zemzem ve kaliteli hurma eşliğinde, iftar dualı ve besmeleli oruç açma seremonisi… 
Hatimle teravih… 
Eh kim tutar seni, hele hele bir de Kadir Gecesi’ni Mekke-i Mükerreme’de, Beytullahın etrafında geçirmişsen, Kiramen Katibin’in yazmaktan elleri-kolları bî-hâl olmuştur vallahi!… 
Ben gariban; 
Çayla-zeytinle sahur 
Çorbayla-pilavla iftar 
Mahalle mescidinde teravih!.. 
Kiramen-Katibinde bir-iki çizik atıp, tembel tembel oturmaktalar… 
Kader işte… Parası olanın terazisinin sağ kefesine okkayla bonuslar boca edilirken, ben garibin terazisine de birkaç gram düşüyorlar!… 
Ey kardeşim, görüntü iyi ama, durum kötü, bilesin!.. 
Benim değil, senin, senin… senin durumun kötü!  Şaşırma!… 
Dışardaki şeytanlar bu ayda bağlılar, bağlı olmasına da, torbadaki büyük  turptan naber!… 
Dışarıya bakacağına, içine bak; Ruhuna, nefsine… Nefs-i Emmare olan, nefsine!.. 
Turpun büyüğü torbada, haberin yok!.. 
Miden oruç tutuyor, ama ruhun, nefsin ve nefsinin emir komutasında olan azaların oruçlu değiller!… 
İnsanlar, senin elinden ve dilinden emin değiller!.. Allah Resulü, mümini bu iki sıfatla tarif ediyor!.. 
Ölçü bu! 
Eğer orucun, namazın, ibadetlerin sen de bu ölçüyü ikame etmiyorsa, edemiyorsa, boşuna böbürlenip Allah Resulü’nü yalancı duruma düşürme hamakatine saplanma!.. 

OSMANLI SOFRASI

TOYGA AŞI

Malzemeler: 
• 1 su bardağı haşlanmış aşurelik buğday • 2 su bardağı haşlanmış nohut • 6 su bardağı et suyu • 1 adet yumurta • ½ kg süzme yoğurt • 1 yemek kaşığı un • 1 yemek kaşığı tereyağı • 1 tatlı kaşığı kuru nane • 1 çay kaşığı tuz

Hazırlanışı : 

Tencereye et suyunu alıp içine haşlanmış nohut ve yarmayı ekleyerek on beş dakika pişirin. Daha sonra yumurtanın sarısını ve unu çorbadan aldığımız suyla çırpıp azar azar çorbaya ekleyin.

Karıştırdığımız çorbanın içine tuzunu atın ve ocağı kapatın. Tereyağını tavada eriterek kuru naneyi hafifçe yakın. Yaktığımız naneyi çorbaya karıştırarak servis edin. 

LÜFER PİLAVI

Malzemeler:

 3 adet lüfer balığı • 2 su bardağı pirinç • 1 çay bardağı zeytinyağı •  ½ çay kaşığı tarçın • 2 çay kaşığı tuz

Hazırlanışı:  

Balıkları temizleyip yıkadıktan sonra etleri fileto olarak çıkarın, tuzlayıp hazır edin. Tencereye zeytinyağını koyun kızmaya başlayınca 4 su bardağı suyu ekleyin.

Kaynamaya başlayınca temizlenmiş pirinci yıkayın ve suyun içerisine koyun. Balıkları da pirincin üzerine yatırın ve tencerenin kapağını kapatın. Tamamen suyu çektiğinde biraz dinlendirip pilavı tabaklara alın ve üzerine balıkları düzenlice koyup tarçın ekleyerek servise sunun. 

VİŞNELİ EKMEK TATLISI

Malzemeler:  
 1 su bardağı fıstık • 2-3 adet limon tuzu • 3 su bayrağı şeker •1,5 su bardağı su

Hazırlanışı:  

Şeker ve suyu tencereye alın ve kaynamaya başlayınca limon tuzunu ekleyin. Ağda kıvamına gelince altını kapatın ve fıstıkları ekleyin. Hazırladığınız helvayı tezgaha yayın ve soğumadan küçük parçalara bölün. Helvalar soğuduktan sonra servis edin. 

OSMANLI’DAN BİR PORTRE: FENERİZADE MUHİDDİN EFENDİ

Devlet-i Ali Osman’ın ilk şeyhülislamı ve büyük bir alim olan Molla Feneri’nin asıl ismi Hamza bin Muhammed’tir. 751 (M.1350) senesinde Fener köyünde doğdu. Bu köyde doğması veya babasının fenercilik sanatıyla ilgilenmesinden dolayı “Fenari” lakabıyla meşhur oldu.

Birçok büyük âlimden dersler okudu. İlim tahsili için Mısır’a gidip, orada bulunan meşhur Hanefi fıkıh âlimi Kemaleddin-i Baberti’den ilim tahsil etti. Molla Fenari’ye Karaman Beyi çok iltifat ve ihsanlarda bulunup, ders okutması için onu Konya’ya davet etti.

Konya’ya giden Molla Fenari orada da ders verip talebe yetiştirdi. Aradan birkaç yıl geçmişti ki Osmanlı Sultanının daveti üzerine tekrar Bursa’ya geldi. 828 (M. 1424) yılında Sultan İkinci Murad, O’nu Osmanlı Devleti’nin ilk Şeyhülislamı olarak tayin etti. Bu vazifeyi, adalet ve hak üzere altı sene yaptı.

Devletin mühim işlerinde, sultanlar ve devlet adamları kendisiyle istişare ederek, ilminden ve isabetli görüşlerinden istifade etmişlerdi. 

Kent merkezinde yer almaktadır. Evkaf kayıtlarında Selçuklu Sultanı Alâeddin Keykubat’a ait olduğu yazılı bulunan bu caminin, Selçuklu Devleti’nin 1214 yılında Sinop’u fethinden hemen sonra yapılmış olduğu sanılmaktadır.

Enine planlı olarak yapılan yapı 2 sahınlıdır. 66 x 22 m ebatlarındaki bu Ulu Cami, kuzey taraftan 12 m yüksekliğinde, 66 x 44 m ebatlarında büyük bir avlu ile çevrilidir. Avluya 3 adet kapıdan girilmekte, cami iç kısmı ise 5 adet kapı ile avluya açılmaktadır.

Caminin biri kasnağı daha yüksek olmak üzere ortasında 3 adet büyükçe; doğu ve batı taraflarında ise birer adet küçük kubbesi bulunmaktadır. Yapının geriye kalan diğer bölümlerinin üzeri ise çapraz tonozlarla örtülmüştür. Yapı; enine plan ve geniş avlu özelliğiyle Erken Dönem İslam Cami şemasına benzemektedir.

Mihrap: Mermerden yapılmış olup, Selçuklu tarzında girift süslemelere sahiptir. Bordürlerindeki kabartma zencirek motifleri diğer Candaroğlu mihraplarında da görülür. Mihrabı 3 taraftan Ayet-El Kürsi çevrelemektedir.

Minber: Orijinal minberde yoğun girift bitkisel süslemeler bulunmaktaydı. Evliya Çelebi’ye göre bu minberin benzeri Bursa Ulu Cami’nin minberiydi. O da bir dereceye kadar benziyordu. Bu minber 1853 yılında caminin kubbesinin çökmesiyle parçalanmış ve parçaları İstanbul Çinili Köşk’e götürülmüştür.

Şimdiki minber ise 19. yy’da ahşaptan yapılmıştır. Cami, avlusuyla beraber en son 2008–2009 yılında onarımdan geçmiştir. Avlunun kuzeydoğu köşesinde, içerisinde 11 adet sanduka bulunan Candar (İsfendiyar) oğulları Türbesi yer almaktadır. KAYNAK: Sinop İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir