Kapat

Zekasıyla Baş Döndüren Filozof: Diyojen

Anasayfa
Genel Zekasıyla Baş Döndüren Filozof: Diyojen
Zekasıyla Baş Döndüren Filozof: Diyojen

Tarihte “Sinoplu Diyojen” olarak bilinen ve rakipsiz zekasıyla herkese bir cevabı olan Diyojen, M.Ö. 412 yılında Sinop’ta doğdu. Aklı ermeye başladığı zaman ünlü bir bankacı olan babasıyla birlikte altına değersiz maddeler karıştırmaya başladı. 

Sinop’ta devlet bankasından sorumlu banker olan babası, Persler’e ödenecek devlet vergisini sahte para basmak suretiyle gasp edince ve Diyojen’in kendisi açgözlülüğü nedeniyle kalpazanlık yaptığı anlaşıldığında ise Sinop’u terk etmekle cezalandırıldı, fakat o bu cezaya “Onları Sinop’ta kalmaya mahkum etmek” deyimini getirdi. Diyojen’in tarihte bilinen ilk çatışması buydu.

Sinop dolaylarını terk ettikten sonra kölesi Manes ile birlikte Atina’ya geldiler. Fakat kısa bir süre sonra Manes onu terk etti ve “o bensiz yaşamayı becerebiliyorsa ben de onsuz yaşayabilirim” dedi. Ardından dönemin Atina’daki filozofu Antisthenes’in felsefe derslerine katılmaya başladı.

 Öğretmenliği bırakmış ve ders vermemeye yemin etmiş olan Antisthenes kendisini kabul etmeyerek sopası ile kovunca Diyojen, “Vur, konuştuğun sürece beni kovabilecek kadar sert bir sopa bulamayacaksınız!” demişti. Antisthenes, bu adamın inadı ve ısrarı karşısında yeminini bozmuş ve yeniden öğretmenliğe başlayarak Diyojen’i yetiştirmişti.

Burada Kinizm adı verilen bir düşünceyi öğrenmeye başladı. Kinizm, insanın kendine ve arzularına hakim olabilmesi, yetebilmesi ve doğaya uyum sağlaması olarak tanımlanabilir.

O da bu düşünceyle birlikte o dönem neredeyse her filozofun ulaşmaya çalıştığı erdeme ulaşmak istedi. Böylece var olan tüm sosyal değerleri gereksiz görmeye başladı. Onun için uygarlıklar, devletler, düzen, para vb. değerlerin hepsi gereksiz ve zararlıydı. İnsan sadece doğadaki gibi basit ve hayvansal içgüdülerle yaşamalıydı. İnsan yaşamını bu değerlerin tehdit ettiğini savunuyordu.

Antisthenes’in bu görüşlerini bir hayli benimsemiş olsa ki, bir anda tüm hayatını değiştirmeye başladı. Evini, kıyafetlerini ve günlük yaşam stilini bile tamamen hayvansal tarza yonttu.

Hatta bir gün çeşmeden eliyle su içen bir çocuğu görünce “Bu çocuk bana fazladan bir eşyam olduğunu öğretti.” diyerek su içtiği çanağı da kırmıştı. En kolay biçimde uyuyor, besleniyor ve geziyordu. Tüm geleneklere karşı aldığı tavır ve yaşam tarzı onu yaşadığı bölgede popüler bir insan yapmaya yetiyordu. Dolayısıyla Kinizm’in ününü ve yayılmasını Diyojen sağlamıştı.

Diyojen’in söylediği bazı popüler sözler ve hikayelerine değinelim. 

Atina halkından birisi bir gün Diyojen’e ne zaman evlenmeli diye sormuştu. Diyojen ise “Genç ise henüz evlenme vakti gelmemiştir. Yaşlı ise vakti çoktan geçmiştir.” diye cevaplamıştı.

Büyük İskender, Diyojen’i birbiri üstüne yığılmış insan kemikleri içinden bir şey ararken gördü ve ne yaptığını sordu. Diyojen, “Babanızın kemiklerini arıyorum; ama hangisinin kölelere, hangisinin babanıza ait olduğunu kestiremiyorum” dedi. Bu sözüyle de kölelerin dönem krallarından hiçbir farkı olmadığını belirtmişti.

Bir defa sokak ortasında, “Adamlar! Adamlar!” diye haykırmaya başladı. Birtakım halk etrafına toplandı. Diyojen, “Ben adamları çağırıyorum!” diye sopası ile onları ürküttü.

“Hele bak bu hayvan Atinalılar’ın mutfağına girmeyi başarıyor da ben sofralarına oturamamak talihsizliğindeyim.”

Sefalet ve rezillik içinde yaşayan Diyojen bir gün koşan fareyi görünce bu sözü söylemişti. Böylelikle yaşamını tam anlamıyla bir hayvana benzeterek yaşayacağı kültürünü ifade etmişti. 

“Gölge etme, başka ihsan eylemem.”

Kimilerine göre Diyojen’in böyle bir ağzı olmasa da, biz bu formatına aşinayız. Hikayesi ise bir masalı andırırcasına güzel. Bir gün Kral 2. Philip’in Korint’i ele geçirmesinden sonra, şehirdeki tüm yağcılar oğlu İskender’i selamlamak için birbirleriyle yarışa girer.

Bu sırada Diyojen ise bir ağacın altına uzanmış güneşlenmektedir ve İskender’i hiç umursamaz. İskender de onun yanına gider kim olduğunu, neden selam vermediğini ve kendisinden neden korkmadığını sorar. Verdiği pratik cevaplarla 18 yaşındaki İskender’i büyüleyen Diyojen’e İskender “Dile benden ne dilersen!” der.

Diyojen ise güneşini kapattığını ve gölgesini çekmesini ister. Bu sözünden sonra ise İskender yanındakilere dönüp “İskender olmasaydım Diyojen olmak isterdim.” der.

“Adam arıyorum!”

Sadece bir günlük plan yapanlardan, zamanını sürekli bir işle meşgul edenlerden, hatta şık kıyafetli insanlardan nefret ediyordu. Korint sokaklarında elinde mumla yerde sanki bir şey düşürmüş de onu arıyormuş gibi dolaşan Diyojen, ona ne aradığını ve ne yaptığını soranlara bu cevabı vermişti. 

Rakipsiz zekası ve hazır cevapları yüzünden birçok insan onu sevmiyordu. İnsanı “iki ayak üstünde yürüyen kılsız hayvan” olarak tanımlayan Platon’a bir gün, tüylerini yolup üzerine “İşte insanın Plato” yazdığı bir tavuk gönderdi. Bunun üzerine Plato tanımına “geniş tırnaklı” betimlemesini ekledi.

Sokakta yürürken birçok insan da onunla uğraşıyordu. Şehirdeki popülaritesi insanları onunla konuşmaya çekiyor ve herkes bir şekilde Diyojen’den tabiri caizse nasibini alıyordu.

Bir gün dar bir sokaktan geçen şık giyimli zengin bir adam sokakta Diyojen ile karşılaştı. Sokak o kadar dardı ki birinin yol vermesi gerekiyordu. Üzerindeki bakımsız duruşu gören zengin adam Diyojen’e: “Ben beş para etmez bir adama yol vermem.” dedi. Diyojen ise “Ben veririm.” diyip kenara çekildi. 

Yıllar boyu farklı kültürlerde Diyojen’in ismi ve felsefesi anıldı. Söylediği sözleri işleyen ve öğrencilerine anlatan birçok öğretmen, yazar, düşünür bulunuyor. Bunların arasına Mevlana’yı da dahil edebiliriz. 

“Dengesiz arzular, insanları perişan eden felaketlerin kaynağıdır. İşsiz adamların işidir aşk! Terbiye dairesinde söylenmiş bir nutuk, baldan örülmüş bir ağ gibidir.”

M.Ö 323’de İskender’in öldüğü gün gözlerini hayata yuman Diyojen’in mezarı Corinth’de bulunuyor. Mezarının başında ise halk ona kinist (köpek) diye hitap ettiği için bir köpek heykeli var. Sinop’ta ise elinde fener olduğu bir heykel bulunuyor. Bu heykelde “Adam arıyorum!” sözünün vurgulanmak istediği aşikar…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir